27 Aralık 2012 Perşembe

Kaliforniya Gotik

Pasifik gelgit ritimleri
kuzeybatı sahilinin içine ayarlanmış
metabolik yollar
sis için, komut bir aşk şiiri
hayaletimsi yansıyan gitar
bozulmuş derin havuzlar ve dökme bir dua vardır.
Gri tonlar arasında uğursuz açılış
yoğun ve aşılmaz kasvet,
sonunda bozulma yenik düşer ama
ikinci yarısında gecikme
sonsuz açık alan, yol veren bir korkudur.
Yörüngenin narin güzelliği, yemyeşil başka dünyalar,
bir veya iki dakika için denize çıkmaya çalışan kırılgan gitar
notları, giden dip akıntısı üzerine
karanlık yolların çok sonra geri solmaya
bir bütün olarak sembolik kayıt
'Sakin' ve bitik topraklar, mühlet güzel noktalar,
bulutlardan süzülen ayışığı, açık kirişler,
daha yakın Gazze aşağı gel yalnız
mezar başlatmakta ışıklı bir çekim vardır.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Nesnesiz Bulantı Nevrozu

Pazartesiyi nasıl unutursun
üşüdüm düşünerek
büyük beyaz, soluk pazar günü
kalıp sabun sobada köpürür
"neşelicek bi' kız" döner
yer gider söner mantık
talip çıkar, boğulur mağlup
konar seda kulak çınlar
sökülür damacana yerine berisi gelir
darbuka
sağlam takvim yırtık yaprak
cansız gelin, çok genç açık deniz
açık buzdolabı
titrek makine vurur tik tak
kabuk değişir
kayan kızak pastan kurtul
köpekler çeksin ip gergin
gemi uzaklaşama
deniz kötü derin
yosun yüzey
kayık sallan, bir delik açıl
deliler kaçılın.

9 Kasım 2012 Cuma

Beklenmedik yerinden burulan adam ve beklenmedik yerden buran adamın hikayeleri bir


Soğuk kuş geceleri
sabahlayalı
Peçeteleri ne yaptın?
Rakı kuru
Geyik yankı

bam telime bam diye

Hapı yuttan, Elma Dilim Sokrates
Bir ışık daha sızdı
Gölgem şekil değişti
Küçük ve özürlü
Gölgemin o şekli
Kürük be döürlü

1 Kasım 2012 Perşembe

Burası benim Gizli

Göl yüzeyi

Gökyüzü yeşildir


Hamam sorumlusu sordu:

Üzerinizde limon var mı?

-Lime lime var



Sessizilik

17 Ekim 2012 Çarşamba

Yalnızca


Bir dil doğuyor.
Bazı
Kısa mesaj of
Kısa mesaj kısa Mesih
Yarı sefil bilfiil
Kürt böreği bir sabah soluğudur.
Araftaki otobüsler hiç iyi diil

Sadık çubek saatim saatim ilerliyor
Trafiğimde baht faaliyetler klişemat
Gaddarhane avuçlar
Suyun mamaları merdivende oturuyor
Cevapsız arama of
Cevapsız arama cevapsız Mesih
Tozsuz deniz
Kendi iyeliğine sahip

Gitmenin hayalini kuran biri.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Yokoluşçuluk ve Sıfırın Darlığı Üzerine


Baraj çökük
Evrenin en talihsiz tozları
Düğünün karanlık odasına girmişiz yanlışlıkla
Sakin salim sedasız
Manalar kurulu, işlevler yaratılı
Pazarlar solup pazartesilere dönülü
Bu ne biçim asfalt
bağlayamıyor beni antarktikaya
Oysa moskovadaki bir işçiyle ayaklarımız değili

Kütüphane çökük
Yorgunum sabahlar oyuk
Doğrusu dinlen işim olmazdı
Sahili yaktım
Kimse uyarmadı

Yavaş yavaş piyano
Tuş tuş dökülü, kuyruk sokumu
Bazı geceler içimde dolunur ay
Yalnızlar ne umarsa kalabalıklar onu bulur

Çelik yerinden kıpırdamıyordu
Sami cabbar pervasız
Bir yengeç en geç kırmızı ışığı beklerken
Muhabbet iki adım aşağı inmiyor nasıl üşengeç

Kabir düzüp düğünler ördü
Şerefsiz sokuldu uykumun ortasına
Bir yoksulluk gecesi seni sordu
Oyuk sabah parçaları
Kırlangıç yuvaları
Güve hepimizin içerisine
Gene sebepler karanlığında

13 Eylül 2012 Perşembe

Birdefa Dahaveba


Kim kıyıları fethetmiş ki denizden başka
Canım Çekiyorüzüm

Soysuz bir vesvesenin sonucu icad incir ağaç
Ne kadar primat klişesi varsa kullanıyorum
Tersten söylediklerim meraba
Sık aradıklarım sık kayboluyor

Bütün cinnetlerin insanlarından
Açıklı koyulu gözleri çekikli
eşey üremeli ve eşeysiz dağılmalı olaylar
Kimi memeliler gibi
Yani kabız kalmaya mahkum
Doluşmuşlar hepiciği bir sepete
Salıyor başbakan balkondan

İzafi masumiyetten hep
Tanrı varlığını sorguluyor
Bilinçatlılarım evcimen
Boğazımı yakıyor solutulduğum poşet
Sokağın hırıltıları yüksek
bir buz parmak girip çıkıyor içine

Bazı aşınmaz ayakkabılar yaratılıyor
Bir sapanın en gergin anı adına!
Hiçbirimiz bütün sebep çeşitlerini ezberleyemeyiz.

Köşeden birtakım çürümüş yapraklar
Durduğu yerden hareketle
Zamanın söktüğü gibi insanları
Sökülüyor dallarından

Mavi buğuluk karmaşalar bulundurur
Vazgeçmiyorsun değil mi hırsız çocuk
Çaldığın şeyleri kilitlemekten ağızsız kavanoza

Semiz otu kuvvetinde olduğun için
Anlamayabilirsin bazı ağırlıklardan
Mesela bir hapishane arabasının koltukları nasıl olur
Bazı kasislerden atlıyor, kelepçeler şangırdıyor
Kemir parmaklıklar aşınmıyor

Küllüğümde çiçekler büyüyor.

Hiçbirşeyimizden vermekistemiyoruz


Kestane dumanı akıntısında
Konuşuyoruz
Nasıl içtiğimiz gibi şeyler, çayı
Zayıf adam yanımdaki boşluğu büyüttü

Koltuk altı stepleri ve büyülü topuzlar
Hışır hışır
Hasır şemsiye gıcırtısı, sessiz deniz, köpek havlamaları
Şezlonglardaki yalnızlar kulübü
Ağzımıza dolan kumları kemiriyoruz

sevgili küllük, hala ölmedim.


ey kaybedildiler
özgürlüklerinden mahkumlar
yanlış sapağa güdüldüler

bağdaş kurup şiir kusanlar
şehir yazanlar
elleri ceplerinde paslananlar

sapık ben miyim onlar mı

sigarayı yanmaya ikna edenler
sigara yerine yanmayı kabul edenler
ey zapt edildiler

ben ki yanımda bir sayfa çevrilse korkarım
öyle şeyler deme şehirler dayanamıyor
kafadan dışarı adımımı atmak istemiyorum

dalgalar denize doğru çeksin de
beni boğulmak halledilir

günaydın her havayı çeken kör soluklar

Ney maşallah amına koyayım?


tişörtünün yakası merkez bankası
pazar, bir pazartesi oyunu mudur
erken öten orospu horozu
pazartesi, bir pazar oyunu mudur

gün ışığı gün aşırı artı tepenin arkası
çok cazip fiyatlara pantolonlarım iniyor
eller yukarı eller ileri geri aşağı

boşalıyor saat, sabahın domaldığı an
haşarı haşereler basıyor( asere he ha de he) her taraf
dolmuş, dolmuşun içinde bazı kızlar
çok güzel oluyor yazılıyor kurutuluyor

"oha uykum kaçtı deyip uyudun mu"
devlet gibi kibarsın:
-park etmeyiniz
-sigara içmeyiniz
-çimlere basmayınız
-seks yapmayınız

yatmadan önce faktörlü edebiyat yağı sür
sonra odama gel numaram mastür
saçlarım olanca kuvvetiyle gür
artı eksi bölü çarpı hür

beni öldürmek için bu şehre nükleer bomba
atmayınız yazık bütün insanlara
mastür numaradayım gelip kıvırsanız serumumun hortumunu

hey maşallah! diyorsun yüzüme bakıp
ney maşallah amına koyayım?

Aşağıdakiler


 aşağıdakiler, mutsuz musunuz?
iki ekber aldım, biri büyük biri küçük.
bu ne kılık
hayvanlar bitkiler ve cinler
dünya yine madafaka gibi kalabalık

aramızda kabul edilebilir bir metafizik var
ağzın bütün cemal süreya'lardan üstün
bütün anayurt otellerinden daha koyu
çatı katları, çatık kaşlar ve taşlık teraslar

ben her gün saatleri sayarım, değişmez sayıları
Fabrikaya giren ölü işçilerin çocukluk yılları
karamsarlığa düşmesin bıçaklayanlar sapıkları
tamam sus o kadar ileri sevişmeyelim

omuzlara akmasın beyin parçaları
tuşları bir katilin, maktulün omuzlarına değiyor
ismini mizahi bir biçimde içimde yaşatıyorum.
bence zoruna gitmez ruhunun festus okey

ben bu şehirde sadece senden bahsetmiyorum
hiçbir şey ıslak asfalt kadar pürneşe değil
Asfalt ıslanınca şehirden uzaklaşıyorum
bu saçmalığı da yarım bırakmasınlar
kesin ortasından sapıkları bıçaklar

duvarlar ikiye ayrılır
dışına çıkılmayanlar
içine girilmeyenler.

Fırsat buldukça tırnaklarımla ben hayatta Hamlet’tim.


buradaki dağların hikayesi şuydu
dağınıklardı, kaşları kanıyordu
ama şimdi
sıra dağların sırada olmasının nedeni
ebedi bedeni
üzgünüm çünkü ağızıma sığdıramıyorum sınırsız içki

boyununa çelik düşsün
ne güzel giyotinleri ağır yapıyor fransızlar -allahsızlar-
nezaketen ölmeli bazı insanlar var
en yakın uçak çok uzak oyuncak
hayır lenslerim bozulmuyor, bu şehrin bokehsine yağan kar

sen bana bilinçli olarak dokunan ilk kişisin
öyle hediyelik eşya satan bir hediyelik eşya gibi
duruyorsun taburesinde en sanatlı sinema filmlerinin
ağzını sildiğinde bu bir ikna etme parodisiydi

kahır düğmesine basınız bugün
yetmeyenle yeter artık arasına uzatıp sakallarımı,
cennetin mekdanıs kapısına doğru bekliyorum
kusuyorum arabeske gönül vermiş zenci komünü

duramasın otobüsler bütün dudakları ört
rahat değiliz ki bize baharı getört -getörtıl-
seyir sonu katım hizmetinizde
hem kahinim hem şair her şeye dair
kanımı emsin diye giydiğim bu tişört

boğazımdan geliyor enfelaket yeminlerimiz
halk devletin malı anlamında karısıdır
direklere ellerimiz, burunlara sümüklerimiz
her akşam iş çıkışında tutunmaya çalışır

Bir mermer yalnızca binlerce yıl yaşar.


güneşi matriks düzeniyle büken gözlerin bakıyor
üzerimdeki doluluğa boşaltıyor, hafifleyecek yerde ağırlaşıyorum
-zamanca savaşıyorsun-
murathan mungan şiiriyle örselenmiş bir çocuk büyüyorum
gülerken çıkardığın sesleri de o yüzden kıskanıyorum
alay ediyorum, dudaklarımdan geliyor en felaket kan
bütün dünyayı şaşırtıyorsun ellerinle
görüyorsun artık kadınlara annemmiş bakıyorum.
mermerler allaha çıkıp suretine bürünmeye
telaşlanıyorsun çünkü bir mermer yalnızca binlerce yıl yaşar.