13 Eylül 2012 Perşembe

Fırsat buldukça tırnaklarımla ben hayatta Hamlet’tim.


buradaki dağların hikayesi şuydu
dağınıklardı, kaşları kanıyordu
ama şimdi
sıra dağların sırada olmasının nedeni
ebedi bedeni
üzgünüm çünkü ağızıma sığdıramıyorum sınırsız içki

boyununa çelik düşsün
ne güzel giyotinleri ağır yapıyor fransızlar -allahsızlar-
nezaketen ölmeli bazı insanlar var
en yakın uçak çok uzak oyuncak
hayır lenslerim bozulmuyor, bu şehrin bokehsine yağan kar

sen bana bilinçli olarak dokunan ilk kişisin
öyle hediyelik eşya satan bir hediyelik eşya gibi
duruyorsun taburesinde en sanatlı sinema filmlerinin
ağzını sildiğinde bu bir ikna etme parodisiydi

kahır düğmesine basınız bugün
yetmeyenle yeter artık arasına uzatıp sakallarımı,
cennetin mekdanıs kapısına doğru bekliyorum
kusuyorum arabeske gönül vermiş zenci komünü

duramasın otobüsler bütün dudakları ört
rahat değiliz ki bize baharı getört -getörtıl-
seyir sonu katım hizmetinizde
hem kahinim hem şair her şeye dair
kanımı emsin diye giydiğim bu tişört

boğazımdan geliyor enfelaket yeminlerimiz
halk devletin malı anlamında karısıdır
direklere ellerimiz, burunlara sümüklerimiz
her akşam iş çıkışında tutunmaya çalışır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder